Eski -Yeni Arasında Yol Ayrımında Kalan İnsanın Hikayesi

03.05.2013

Beyefendi veya hanımefendi kelimeleri kullanılırdı eskiden. Genellikle çevresine karşı duyarlı, düzeyli ve toplum tarafından örnek davranışlar sergileyen kişilerle ilgili kullanılan bu tabiri herhalde son zamanlarda pek te fazla duymuyorsunuz çevrenizde. 

 

 
Oysa bizi yıllarca teknoloji ve zenginliğin artmasıyla medeniyetin artacağı konusunda doldurdular. Güya müreffeh ve gelişmiş bir ülke olmanın yegane şartı, ülke olarak kişi başı gelirin Avrupa’yı yakalaması değil miydi? 
 
Bize çocukken üniversite okuyan insanların daha medeni ve saygılı olduğu öğretildi. Üniversite okuyan herkes birbirine karşı “daha eğitimli oldukları için” anlayış düzeyi yüksek bir iletişim geliştirecekti. 
Hatırlar mısınız ? Eskiden araba süren insanlar veya yayalar kurallara dikkat ederlerdi. Devletin koyduğu kanunlardan, yasal yaptırımlardan korkarlardı. İnsanlar istemese veya benimsemese bile en azından toplum tarafından bu kurallara uymadığı zaman toplu olarak ayıplanır ve kınanırdı. Böylece insanlar birbirlerini otokontrol yöntemiyle denetlemiş te oluyorlardı. 
 
Günümüz de öyle mi ? Araç sürerken kural ihlali yapıp başka sürücülerin hayatlarını tehlikeye atan mı? Yanı başında yere yığılan bir kişiyi görmemezlikten gelenler mi? Önce ben deyip her şeyin iyisini kendisi için ayırıp başkalarına daha kötülerini bırakanlar mı? En ufak bir hak geçmesine müsaade edemeyen ve malının 1 kuruşunu bile karşı tarafa helal etmeyenler mi var karşınızda. Sıkı durun! Karşınızda hayatın kendi çevresinde döndüğünü düşünen ve kendisinden başkasını tanımayan üstün insan müsveddeleri bulunmakta. Ben olmadan bunu bitiremezler. Benim sayemde bu işler başarıldı. Ben var ya… Ben ben ben…Hayır Sen küçük ve önemsiz bir varlıksın! Ne kadar küçük ve önemsiz olduğunu anlamak için vücuduna minik bir mikrobun girmesi ve hasta olman ya da uçağa binip yeryüzünü yukarıdan izlemeniz yeterli. Peki insana kendisini bu kadar önemli hissettiren nedir? Elde ettiği maddi güç mü ? Yıllar boyunca kendi anne ve babalarının daha ezilmiş, sosyo kültürel ve ekonomik seviyesinin düşüklüğüne bir başkaldırış mı ? Siz hiç “fakir ama huysuz” deyimini duydunuz mu? İnsan bu üstünlük psikolojisinden nasıl kurtulmalı ?
 
Bunun için yegane öneri şu; Ben yaptım, ben ettim, ben başardım, benim sayemde oldu, ben olmasaydım kimse bir şey yapamazdı paradigmasını yıkın! Allah kimseyi bir süpermen olarak yaratmamıştır. Hiç kimse hayatta bir işi tek başına başaramaz. Kim bir anne ve baba olmadan hayata gelebilir ki? Veya kim bir insanı doğumundan ölümüne kadar tek başına yetiştirip, besleyip, okutup, iş güç sahibi yapıp, evlendirip, çoluk çocuk sahibi yapabilir ki? Hayatta hangi şeyleri tek başına yapıyorsunuz? Mevcut düzeninizin, kazandığını paraların, içinde bulunduğunuz ailenizin, arkadaşlarınızın bir an için eksildiğini veya ortadan kaybolduğunu düşünün.
İnsanlar bir topluluğun içinde yaşadığını ve birbirlerine muhtaç olduklarını anladıklarında bu “Ben” cil hayattan da bir nebzede olsa kendilerini uzaklaştırmış olacaklar. Yine insanlar utanma duygusunu yeniden canlandırmalılar. Utanan insan hata yaptığı zaman karşı tarafa yüklenmez. Aksine içindeki utanmışlık duygusuyla acaba ben nerede hata yaptım, karşı tarafa bir yanlışım oldu mu? Diye düşünür.
 
Pratik Öneriler;
 
1- Bir kişiye karşı sinirlenseniz de sesinizi yükseltmeden önce duraksayın ve yutkunun. Sinirlenen kişi karşı taraf ise “Haklısınız veya kendinizin üzgün olduğunu ifade eden sözler kullanın. Karşı tarafın veya sizin haklı olmanızın bir önemi yok. Önemli olan kavga veya çatışmanın büyümeden sonlandırılması ve sizlerin konuşacak noktaya gelmeniz.
 
2- Ben yaptım, ben ettim vb. ifadeleri hayatınızdan çıkarın. Bu tarz ifadeler egonuza şişkinlik hissi verir. Kendinizi dev aynasında görmenizi, hissetmenizi sağlar. Oysa bir insan için ben mükemmelim, ben kusursuzum bakış açısını geliştirmek demek, kendi hatasını hiçbir zaman kabul etmemenin kapısını açar. Bu defa da ben yapmadım, o yaptı, onun hatası ben söylemiştim yaklaşımı başlar ki bu bir süre sonra insanın eleştiriye kendisini kapatmasıyla eşdeğer hale dönüşür.
 
3- Kendinizi manevi olarak geliştirmeniz yerinde olur. Psikoloji biliminin temelinde insan ruhu ve bunun stabilizasyonu yer almakta. Yani insan ruhunu dinginleştirme ve toplum içinde kabul edilebilir davranışlar göstermesini sağlamaya teşvik etme psikoloji biliminin temelini oluşturur. Ancak takdir edilmelidir ki psikoloji bilimi bunu asla ama asla tek başına yapamaz. Her insanın manevi anlamda kendisini yetiştirmesi, inandığı bir dini yaşamının olması; insanın kendi kendisini keşfetmesi, yönetmesi ve manevi anlamda rahatlaması için olmazsa olmaz şarttır. 2000’li yılların başında Hint Okyanusunda yeni bulunan ilkel yerliler bile kendilerine ilk defa ulaşıldığında tapınma hareketleri yapıyorsa şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki insanın inanmaya ihtiyacı vardır. İnsan inanmadığı noktada boşluktadır.
 
4- Daha pozitif olmak ise günlük yaşamınızın vazgeçilmezi olmalıdır. Pozitif olmayan, gülümsemeyen insan, somurtkan ve içe dönüktür. Siz olsanız hangisini tercih edersiniz ? Gülümseyen bir insan mı size kendinizi rahat hissettirir. Yoksa asık suratlı ve içe dönük bir insan mı ?
 
Psik.Dan.Selçuk Arıcı
Training&HR Manager
selcukarici@gmail.com
twitter.com/selcukarici

Yazarın Son Yazıları

    Yazar'a ait Son Yazılar Bulunamadı.

» Yazarın Tüm Yazıları

İlginizi Çekebilir